Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

History from Below ya da Maduniyet Çalışmaları

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 3

SONUÇ

Medine Vesikası tartışması bugün nihayete ermiş bir tartışma değildir. Söz konusu belgeyi gündeme getiren ilk yazar olan Ali Bulaç, çok uzak değil, 06 Mayıs 2015 tarihli gazete yazısının başlığına “HDP ve Medine Vesikası” ifadesini seçmeyi uygun görüyordu.21 Suyun hızla aktığı yeni Türkiye’nin yeni Status Quo’sunda İslamcı yapıların devlet aygıtı üzerindeki hakimiyet imkanları, Kürt sorununun çözümü noktasına gelip bağlanmış bulunmaktadır. Siyasal İslam’ın devlet zihnine tümüyle hakim olabilmesi için, önünde engel olarak gördüğü laik, Batılılaşma hedefinde, modern hasletleri simgeleyen (hukuk birliğini de içeren) ulus devletin çözülerek, İslami kontrastı yüksek Şafi mezhebine bağlı Kürt halkının Türkiye Devletinin İslamcı dönüşümü projesine ortaklık payı verilerek angaje edilmesi gerekmektedir. Bu mesajı aldığı görülen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 yılı Kurban Bayramında okunan mektubunda çevresinde toplanmaya davet ettiği Medine Vesikası, hemen ilgili mahfillerde karşılık…

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 2

TÜRKİYE’DE İSLAMCILIK VE SİVİL TOPLUM

Medine Vesikası tartışmasının bir tarafında siyasal İslamcılar durmaktadır. Tartışmanın mahiyetini sağlıklı anlayabilmenin yolu İslamcılar’ın duygu dünyalarının iyi anlaşılmasından geçer.

Ali Bulaç, İslamcıları üç nesle ayırarak incelemektedir.17 Buna göre, ilk nesil Namık Kemal, Ali Suavi ve Ziya Paşa’ların neslidir ve Islahat Fermanı’nın psikozu üzerine gelişen bir mağlubiyet refleksinin bakiyesini taşımaktadır. Bu düşünce, Fransız İhtilali’nin masonik umdelerinden “müsavat” – egalite’nin Osmanlı ülkesinde de geliştirilmeye çalışılması üzerine bir rezonans içerir.18 1956’da ilan edilen Islahat Fermanı’nın Müslim ve gayrimüslimleri vatandaşlık statüsü bağlamında ve hukuki anlamda eşitleyen bakışı, İslamcı paradigmanın Osmanlı düzeni çerçevesinde ilk kırılması olarak düşünülebilir. Öyle ki, özünü İçtihat kapısının kapanmasının ardından Aydınlanma ve Modernite karşısında Apolojist bir tavır geliştirmekten başka bir şey yapamayan evrensel İslam tasa…

Medine Vesikası ve Sivil Toplumun İslamcı Dönüşümü 1

Necmi Erdoğan, Ulus Baker’in vefatının hemen ardından yazdığı “Ulus’un Hayaleti” başlıklı yazıda Luis Bunuel’in Özgürlüğün Hayaleti filmini hatırlatır.(1) Bu filmin bir sahnesinde normal denebilecek bir evin yatak odasından bir kuğu geçer. Kuğunun simgelediği; sahibi olunmayan, bu yüzden arzu edilen, hayali kurulan fakat her defasında kaybolan özgürlüğün muhayyel niteliğidir. Modern dünyada kimse gerçekten özgür değildir; kamusal alan ve insanın bizatihi kendisi, kendini hapseder. Özgürlük hep bir yerlerde bir şekilde durur, yani hiç yok değildir, olsa olsa kaybedilmiştir. Bazen de uzanıldığında elde edilebilecek kadar yakındır, ne var ki bunu başarabilen kimse çıkmaz.

Türkiye’nin İslamcı kataloguna dahil edilen bir takım yazar – düşünür kadrosu için de siyasal ve hukuki alandaki İslami düzen de böyle bir hayaldir; öyle olması murad edilen, bir gün olacağına inanılan ve o gün gelene dek de demokrasi denilen ve nihai İslami düzene varılana dek nimetlerinden yararlanılması, beri yandan…