Kayıtlar

Aralık, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hasan Ali Toptaş Siyasal'da!

Resim
Mülkiye Edebiyat Topluluğu- Koza, Ekim ayında gerçekleştirdiği Hakan Günday söyleşisinin ardından şimdi de "kelimelerin büyücüsü" Hasan Ali Toptaş ile buluşuyor! Yaşayan en iyi Türk yazarlardan biri olarak gösterilen Hasan Ali Toptaş'ın Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki söyleşi - imza gününü kaçırmamanız dileğiyle.

Söyleşi;
Yer: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi- Küçük Amfi
Tarih / Saat: 25 Aralık 2009 - 15.30

İmza;
Yer: Siyasal Kitap Cafe- Siyasal Bilgiler Fakültesi Arka Bahçesi
Tarih / Saat: 25 Aralık 2009 - 17.00


Not: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi; Cemal Gürsel Bulvarı AÜ Cebeci Kampüsü- Cebeci/ ANKARA

Not 2: Hasan Ali Toptaş'ın tüm kitaplarını, indirimli fiyatlarla Siyasal Kitap Cafe'den temin edebiliyor(muş)uz. Ne güzel(miş).

DTP'nin Kapatılması Üzerine

Anayasa Mahkemesi'nin oybirliği ile aldığı DTP'yi kapatma kararına karşı çıkanlar, demokrasinin işlemediği açık ve net olan ülkemizde hukukun da işlevini kaybetmesini istiyorlar sanki. Herkes açıkça görüyor ki partileri kapatmak, başkanlarının yüzlerine müstehzi bir gülümsemenin yayılmasından başka bir etki yapmıyor. Bizatihi bu gülümseme, kararın muhataplarında yarattığı hoşnutluktan kaynaklanıyor. Hatırlayın, AKP'nin kapatılması ihtimali bile, partiye muazzam bir prim yaptırmıştı. Partilerin kapatılmasına karşı olmak, hukukun belli kurallar çerçevesinde işlemesini gözardı etmemizi gerektirmez. "Hiçbir partinin kapatılmasına razı olmamak" bireyin, Kurtuluş Park'ında grup seks partisi verme dileği gibi bir dilek olarak, son derece utopik, ve hatta son derece anti-demokratiktir. Bu bağlamda medyanın kimi organlarında tebelleş eden aşırı demokrat cenahın, parklarda içki içilmesine bile cevaz vermezken, teröristlere ve onların destekçilerine siyaset yapma özgürl…

Onlar daha çocuk!

Resim
Genç Siviller pek müstehzi bir eylem gerçekleştirmişler geçen gün, Danıştay önünde. Ellerinde "Onlar daha çocuk" yazan dövizler taşıyan bu güruh, çeşitli açıklamalarda bulunmuş, bir de üstüne Danıştay'a ihtarnamede bulunmuş. İhtarnamede de şöyle yazmışlar: "Danıştay 5. Dairesi'nin vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararı evrensel hukuk ilkelerine, Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. İşbu yasaya aykırı kararın kaldırılması gerekmektedir, aksi takdirde yüce divanda yargılanmanız için yasal yollara müracaat edileceği ihtar olunur." (Haber için tıklayın)

Tabi, her şeyden önce küçük bir hatayı düzeltmekte yarar var. Bu zat-ı muhteremler çocukların fiil ehliyeti yönünden belki sakat olduklarını biliyorlar fakat YÖK'ün katsayı kararının hangi dairede görüşüldüğünü henüz öğrenememişler. Danıştay 5. Dairesi'ndeki hakimler yerine 8. Dairedekilere ihtar çekmeleri gerekiyordu. Gerçi ne farkeder ki, hepsi aynı "Kahpe Dölün Soyu…

Yudum Çetiner Ankara'da!

Resim
10 Aralik 2009 Perşembe günü, Bilkent Adnan Saygun Müzik ve Ögretim Merkezi salonunda saat 19.00'da Münih'te yaşayan Ankaralı piyanist Yudum Çetiner sahnede olacak. Konser -sanırım- ücretsiz gerçekleşecek. İnternette konuya dair bilgi bulamadım. Fakat konser bilgisi bizzat piyanistten geldi, haberim kesindir!

Konser programi;

D.Scarlatti-Sonatlar-K27 h-moll
K9 d-moll
K39 A-Dur

F.List -Valeé d´Obermann

C.Debussy-Images I Book
-Reflets dans l´eau
-Hommage á Rameau
-Mouvement

F.Say-Kara Toprak

Obsesif Adamların Aşkları

Aslında iki yazar da aynı memeden besleniyorlar: Obsesif karakterin çekici duygusallığı. Marquez ve Pamuk'tan bahsediyorum, evet. Karakterlerin olağandışı imge-yer ve nostalji bağımlılıkları anlatılan aşkı "ulaşılamaz" kılmaya çalışıyor. Pamuk'ta hikayenin odak noktasını yaratan bu "meme" oldukça obur, son derece tombulken, Marquez'in beslendiği meme daha sıradan. Bunun okur üstünde iki türlü etkisi var: İlk etki; obur memenin hatırda kalıcılığı, vuruculuğu yakalamasında. İkinci etkide ise hiç şüphesiz Florentino Ariza'nın gerçekçi aşkı ve bu aşkın pürüzsüz anlatımı sözkonusu. Yani okur Kemal'in naif aşkıyla birlikte fantezi kurarken, Ariza'nın imkansız aşkı içinde kendini buluyor.

Kolera Günlerinde Aşk, Marquez'in herkesçe bilinen, 1985 yılında yayımladığı kitabı. Marquez Usta, bu kitabında Florentino Ariza'nın kökleri sanki kadim medeniyetlerin derinliklerinde olan aşkını ortaya çıkarıyor. Bir kadından bir kadına giderken, aklında …

Açın İmam Hatiplerin Önünü!

Resim
Söylenen o ki; YÖK, Danıştay 8. Dava Dairesi'nin verdiği karara manifesto niteliği taşıyan bir itirazda bulunmuş. Bu manifestoya tam olarak buradan ulaşabilirsiniz.
Efendim bu "manifesto" adı verilen, haktan, hukuktan, eşitlikten bahsedip en yüksek oy alan aday yerine sonuncuları falan rektör adayı olarak belirleyen, 60 oy alan dekan adayı yerine 9 oy alan adayı atayan YÖK tarafından imza edilmiş itiraz dilekçesi şimdi Danıştay'ın İdari Dava Dairesi Kurulu'nun önüne gelecek. Ve bu "manifesto"yu okuyan üyeler ansızın Danıştay 8. Dava Dairesinin yaptığı bu muazzam hatayı görüp beyinlerinden vurulmuşa döneceklerdir. Bu şiddetle, hak ve hukukun gölgesinden yürüyüp gidecek ve İmam Hatip Liselerinde eğitim gören pek mazlum ve çok ezilmiş gençlerimizin önünü açacaklardır. Böylece bu gençler arasından varsa böyle yemeyip içmeyip ÖSS çalışanları, onlar işte Tıp, Hukuk, İktisat, Mühendislik gibi bölümlerde eğitim göreceklerdir. Sayın Cüneyt Ülsever yazısında tam …

İzmir faşizmdir, İsviçre de yardakçısı!

İsviçre'deki minare refarandumunun ardından, ülkemizin yiğit muhafazakar demokratları için bir küçük kontrpiye durumu söz konusu oldu. Zira onlar ki; sandıkta tecelli etmiş millet iradesinin işlerine gelmeyen kararları alan Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve benzeri örgütlenmeler gibi yargı bağımsızlığının teminatı ve temel yürütücüsü olan kurumları dahi istediğinde ortadan kaldırabilecek kadar güçlü olduğuna iman etmiş kitlelerdir. Son örnek olay olan YÖK'ün katsayı kararını büyük bir hezeyan histerisi ile karşılayan neo-eşitlikçi bu sahabiler, sandıktan çıkmış o melun iktidarın yetkilendirdiği YÖK'ün kararının mutlak adaleti sağladığını düşünürlerken sanırım İsviçre'deki minare karşıtı refarandumun sonucunu görünce ne diyeceklerini şaşırmışlardır. Hani adama sorarlar; "Türkiye'deki sandık da, İsviçre'deki incir çuvalı mı?"

Bu demokrasi havarisi yeni nesil İslamcıların oksimoronlara bezeli yaşantı ve idealarını bir kenara bırakıp Sabah Gzetesi&#…